Ana Menü

  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Merkezi Simalar
    • Prensipler
    • Mabedler
    • Yasam
  • Haberler
  • Toplum Çalışmalarımız
  • Uluslararası Toplum
  • Dış İliÅŸkiler
  • Yayınlarımız
  • Galeri
  • Linkler
  • İletiÅŸim

Arama


Haberler

  • Vietnam, Bahaileri bir dini toplum olarak tanidi
  • Uluslararasi Bahai toplumu son tutuklamalarla ilgili İran iddialarini reddediyor
  • Uluslar arasi Bahai Toplumu yoksullugun ortadan kaldirilmasi hakkinda bir bildiri yayinladi
  • Zorlu bir sehirdeki genclik programi cok onemli bir etkeni sagliyor
  • Bahai kutsal makamlari Dunya Mirasi mekanlari olarak secildi
HAKKIMIZDA

1853 yılında kurulan Bahai Dini, bugün en hızlı yayılan dünya dinleri arasında sayılmaktadır. Yaklaşık 232 ülke ve bunlara bağlı bölgelerde yaşayan inananlarıyla, coğrafi yayılımı açısından Hıristiyanlıktan sonra en yaygın ikinci dindir. Bahailer 116.000 yerleşim biriminde yaşamakta ve böylece dünya vatandaşlığı ideallerine bağlılıklarını yansıtmaktadırlar.

 

Bahai Dini'nin küresel kapsamı, yarattığı toplumun bileşiminde de görülmektedir. İnsanlığın bir kesitini temsil eden Bahailer her ulus, etnik grup, kültür, meslek, sosyal ve ekonomik sınıftan gelmektedir. Hizipleşme ve ayrılıklardan arınmış tek bir toplum oluşturduğu için de, Bahai Dini dünya üzerinde belki de en çeşitli, geniş ve örgütlü bir topluluktur.

 

Bahai Dini'nin kurucusu Hz. Bahaullah (1817-1892) İran'ın soylu bir ailesinden gelmekteydi. Ancak, eziyet ve yokluk dolu bir yaşamı, rahat ve güvenli bir prens yaşamına tercih etti. Hz. Bahaullah, Allah'ın yeni ve bağımsız bir elçisi olduğunu belirtti. Yaşamı, yaptığı işler ve yarattığı etki, Hz. İbrahim, Hz. Krişna, Hz. Zerdüşt, Hz. Buda, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed ile benzerlik göstermektedir. Bahailerin inancına göre, Hz. Bahaullah İlahi Elçiler zincirinin yeni bir halkasıdır.

 

Hz. Bahaullah'ın temel mesajı birliktir. Tek bir Tanrı ve tek bir insan ırkı olduğunu ve tüm dünya dinlerinin de Allah'ın insanlık için amacının açıklanmasındaki aşamalar olduğunu öğretmiştir. Hz. Bahaullah bugün insanlığın bir bütün olarak rüştüne ulaştığını söylemiştir. Tüm kutsal kitaplarda belirttiği gibi, tüm insanları barış içinde, birleşik bir dünya toplumu olarak bir araya getirme zamanı gelmiştir. Hz. Bahaullah, Allah'ın ırk, sınıf, inanç ve ulus gibi geleneksel engelleri ortadan kaldıran tarihi güçleri harekete geçirdiğini ve zaman içinde evrensel bir uygarlığın doğacağını belirtmiştir. Hz. Bahaullah "Dünya tek bir vatan ve insanlar onun vatandaşlarıdır" diye buyurmaktadır. Dünya insanlarının sorumluluğu da, bu gerçeği kabul etmek ve birleşme süreçlerine yardımcı olmaktır.

Bahai Dini diğer dinlerden birçok konuda farklılık göstermektedir. Ruhban sınıfı olmayan Bahai Dini, 18.000 den fazla yerleşim birimindeki seçilmiş yönetim kurullarıyla, evrensel bir yönetim sistemine sahiptir.

 

Bahai Dini günümüz toplumsal sorunlarına tümüyle farklı bazen de radikal bir biçimde yaklaşmaktadır. Kutsal eserleri ve çok çeşitli etkinlikleriyle, kültürel çeşitlilikten çevrenin korunmasına, kararlar alınmasında merkeziyetçilikten kaçınılmasından aile yaşamına, ahlak eğitiminden "Yeni Dünya Düzeni"ne kadar dünyada mevcut her önemli eğilime hitap etmektedir.

 

Bahai Dini'nin en seçkin başarısı birliğidir. Sosyal ve politik hareketlerin yanı sıra hemen her dinin aksine, Bahai Dini mezhep ve gruplara bölünme çabalarına başarıyla karşı koymuştur. Geçmiş dinlerin geçirdiği karmaşaları yaşamasına rağmen birliğini koruyabilmiştir.

 

Hz. Bahaullah, evrensel bir toplumun gelişimi için bazı temel prensiplerin gerektiğini belirtmiştir. Bunların en önemlileri, her tür bağnazlıktan vazgeçilmesi; erkek ve kadın arasında tam eşitlik; dünya dinlerinin birliğinin kabul edilmesi; aşırı zenginlik ve fakirliğin giderilmesi; evrensel ve zorunlu eğitim; bilim ve din arasında uyum; doğa ve teknoloji arasında sürdürülebilir denge; ortak güvenlik ve insanlığın birliğine dayalı dünya federal sisteminin kurulmasıdır.

 

Bahailer bu ilkelere bağlılıklarını öncelikle bireysel ve toplum olarak değişim yoluyla ifade etmektedirler. Bu bağlılığın bir yansıması küçük ölçekte sosyo-ekonomik gelişim projelerinde görülmektedir.

 

Bahai Dini'nin amaç ve öğretilerini "Call to the Nations" isimli bir derlemeden aldığımız şu bölümlerle biraz daha ayrıntılı olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

"Hz. Bahaullah tarafından ilan edilen temel ilkeye göre, dinsel gerçek mutlak değil, izafidir; İlahi Vahiy sürekli ve gelişim içinde olan bir süreçtir; dünyadaki tüm büyük dinler İlahi kaynaklıdır; temel prensipleri tam bir uyum içindedir, hedef ve amaçları tek ve aynıdır, öğretileri tek bir gerçeğin yönleridir, işlevleri birbirini tamamlayıcıdır, doktrinlerinin esas olmayan yönleri açısından farklılık gösterirler ve görevleri insan toplumunun ruhani evriminde birbiri ardına gelen aşamaları temsil etmektedir."

 

"Hz. Bahaullah'ın amacı geçmiş Dinleri yok etmek değil, onları gerçekleştirmektir; günümüz toplumunu parçalayan, birbirleriyle çatışan inançlar arasındaki farklılıkları şiddetlendirmek değil, onları barıştırmaktır."

"Hz. Bahaullah'ın amacı, Kendisinden önce gelen peygamberlerin makamlarını küçümsemek veya öğretilerinin önemini giderek azaltmak değil, bu öğretilerin içerdiği temel gerçekleri, içinde yaşadığımız çağın ihtiyaçları ve kapasitesiyle uyum içinde, sorunlarına, hastalıklarına ve karışıklıklarına uygulanabilir bir biçimde yeniden ifade etmektir. Hz. Bahaullah'ın görevi, insan ırkının bebeklik ve çocukluk çağlarının geride kaldığını, günümüzdeki ergenlik aşamasına ilişkin sarsıntıların, insanlığı yavaş ve sıkıntılı bir biçimde olgunluk dönemine hazırlamakta olduğunu ilan etmektir."

 

"Bahai Dini Allah'ın birliğini savunur, Allah'ın Peygamberlerinin birliğini kabul eder ve tüm insan ırkının birlik ve bütünlüğü ilkesini öğretir. İnsanlığın birleşmesinin gerekliliği ve kaçınılmazlığını ilan eder ve bunun giderek yaklaşmakta olduğunu savunur. İnananlarına gerçeği bağımsızca araştırmaları görevini verir, her biçimdeki bağnazlık ve batıl inancı kınar, dinin amacının dostluk ve uyumun yayılması olduğunu bildirir, dinin bilimle uyum içinde olduğunu beyan eder ve dini, insan toplumunda barışın sağlanması ve düzenli ilerleyişi için en önde gelen vasıta olarak görür. Erkekler ve kadınlar arasında eşit haklar, fırsatlar ve olanaklar ilkesini savunur, zorunlu eğitimde ısrar eder, zenginlik ve fakirliğin aşırısını giderir, din adamlığı kurumunu kaldırır, tek eşliliği emreder, boşanmayı kınar, bireyin hükümetine kayıtsız şartsız itaatinin gerekliliğini vurgular, hizmet ruhuyla yapılan her türlü işi ibadet seviyesine çıkartır, uluslararası yardımcı bir dilin yaratılması veya seçilmesini ister ve insanlığın genel barışını tesis edecek ve sürdürecek kurumların çerçevesini çizer."

 

"Bahai Dini, meşru herhangi bir bağlılıkla ters düşmez, gerekli sadakatleri zayıflatmaz. Amacı, insanların kalplerindeki makul ve akılcı milliyetçilik alevini bastırmak veya ulusal egemenlik sistemini kaldırmak değildir. Dünya uluslarının insanlarını birbirinden farklı kılan etnik kökenlerin, iklimlerin, tarihin, dil ve geleneklerin, düşünce ve adetlerin çeşitliliğini yadsımaz veya bunları ortadan kaldırmaya çalışmaz. Daha geniş bir bağlılık, insan ırkını geçmişte canlandıranlardan daha büyük bir özlem ister. Ulusal dürtü ve menfaatlerin, birleşik bir dünyanın zorunlu taleplerinden daha az önemli olduğunda ısrar eder."

 

"İslam'ın "Allah inancının bir unsuru" olarak aşıladığı ve vurguladığı, insanın ülkesine olan sevgisi Hz. Bahaullah'ın çağrısıyla ne kınanmakta ne de küçümsenmektedir. Toplumun ekonomik yaşamında oluşan temel değişimler, ulusların birbirlerine olan bağlılıkları ve ulaşım ve haberleşme araçlarındaki devrim nedeniyle dünyanın küçülmesinin bir sonucu olarak, milliyetçiliğin yetersiz kaldığı kastedilmektedir. Geniş kapsamı nedeniyle, insanın kendi ülkesine sevgisini dışlamayan, fakat onu da içeren bir sevgi aşılamaktadır."

 

"Hz. Bahaullah'ın tüm öğretilerinin eksenini oluşturan İnsanlığın Birliği ilkesi, bilgisizce bir duygusallığın patlaması veya müphem ve dindarlıkla ilişkili bir umudun ifadesi değildir. Bu ilkenin çağrısı, sadece insanlar arasında kardeşlik ve iyi niyet ruhunun yeniden canlandırılması veya halklar veya uluslar arasında uyumlu işbirliğini teşvik etmek de değildir. Bu çağrının anlamı daha derin, iddiaları ise geçmiş Peygamberlerin ortaya koymalarına izin verilenlerden daha büyüktür. Mesajı sadece bireye uygulanabilmekle kalmaz, tüm devletleri ve ulusları tek bir insan ailesinin üyeleri olarak birleştirmesi gereken ilişkilerin doğası ile ilgilidir. Günümüz toplumunun yapısında organik ve dünyanın bu güne kadar yaşamadığı bir değişimi kastetmektedir. Yaşamının, politik çarkının, ruhani özleminin, ticaret ve maliyesinin, yazı ve dilinin tüm temel yönleri açısından organik bir biçimde birleşik, fakat federal birimlerinin ulusal özellikleri açısından sonsuz sayıda çeşitli bir uygar dünyanın yeniden yapılanmasını ve silahsızlanmasını istemektedir."

 

"İnsanlığın Birliği ilkesi, insanlığın, aile yaşamının doğuşu ile başlayan ve daha sonra sırasıyla kabile dayanışması, kent-devlet kurulması ve bunların da büyüyerek bağımsız ve egemen uluslara dönüşmesi evriminde son aşamayı temsil etmektedir."

 
Copyright Turkiye Bahai Toplumu-2009 / All Rights Reserved.