hz-sevki-efendi.jpg
Bahailer Neye İnanır / Hz. Bahaullah, Ahit ve Misakı / Hz. Şevki Efendi

Hz. Şevki Efendi – Bahai İnancı’nın Velisi

Hz. Şevki Efendi’nin Yaşamı ve Çalışmaları


1921’den vefat yılı olan 1957’ye kadar 36 yıl boyunca Hz. Şevki Efendi, Bahai Dini’nin Velisi olarak omuzlamak üzere atandığı işe dalmış haldeydi. Kılavuzlayıcı eli, gelişiminde kritik bir aşamada olan tüm dünyadaki Bahai toplumunun dönüşümüne ve büyümesine yol gösterdi.

İlk Yılları


Hz. Abdülbaha ve Hz. Şevki EfendiHz. Abdülbaha ve Hz. Şevki EfendiHem Hz. Bab, hem de Hz. Bahaullah ile akrabalığı bulunan Hz. Şevki Efendi, dedesi Hz. Abdülbaha hâlâ bir mahkumden Akka’da doğdu. En küçük yaşlarından itibaren inancındaki sabitlikle beraber Dedesine duyduğu derin adanmışlık Hz. Şevki Efendi’nin her hareketini motive etti. Hz. Abdülbaha’ya kâtip ve tercüman olarak hizmet etmek için İngilizcede ustalaşmak istiyordu, bu yüzden 1920 ilkbaharında, İngilizceye olan etkileyici hâkimiyetini daha da ilerletmek için Oxford Üniversitesi’ne gitti.

Hz. Abdülbaha 1921 Kasım ayında vefat edince, Hz. Şevki Efendi harap oldu. Derin yas hâlindeyken Hz. Abdülbaha’nın, Vasiyetnamesinde kendisini, Bahai Dini’nin Velisi olarak atadığını öğrendi.

Şahsi üzüntüsüne rağmen Hz. Şevki Efendi göz korkutucu sorumluluklarını gayretli bir şekilde üstlendi. Üç temel kılavuzluk kaynağı olarak nitelendirdiği Kutsal Topraklar’da Bahai Dünya Merkezi’nin kurulması emrini resmileştiren Hz. Bahaullah’ın Kermil Levhi, Bahai yönetiminin oluşum çerçevesini çizen Hz. Abdülbaha’nın Vasiyetnamesi ve Bahai toplumunun küresel büyümesi için talimatları içeren Hz. Abdülbaha’nın İlahi Plan Levihleri’ndeki hükümleri yerine getirmeye koyuldu.

Hz. Abdülbaha’nın vefatıyla Bahai İnancı büyümesinde yeni bir aşamaya girdi. Hz. Şevki Efendi’nin Bahai Dini’nin “kahramanlık çağı“ olarak tarif ettiği dönem bitmiş, “oluşum çağı” başlamıştı. Veli olarak kendi makamı, Hz. Abdülbaha’nınkinden oldukça farklı bir liderlik işlevi ve tarzı gerektiriyordu.

1937’de Hz. Şevki Efendi, Montreal, Kanada’dan, Bahailerce Amatu’l-Baha Ruhiye Hanım unvanıyla tanınan Mary Maxwell ile evlendi. Yıllar sonra, Kanada Bahaileri Milli Ruhani Mahfili’ne gönderdiği bir mesajda Emrin Velisi onu, “yardımcım, kalkanım… ve omuzladığım ağır görevlerdeki yorulmaz çalışma arkadaşım” diye tarif etmiştir.

Bahai Yönetim Düzenini Kurmak


Hz. Bahaullah’ın yönetim düzeninin gelişimi, Hz. Şevki Efendi’nin ilgisinin büyük bir odağıydı. Bahai kurumları geliştikçe, İlahi Plan’ın hayata geçirilmesi için gerekli araçları sağlayacak biçimde toplumun insan kaynaklarını ve maddi kaynaklarını harekete geçirdi. Öncelikle, büyüyen toplumun işlerini yönetmek için seçilmiş yerel ve ulusal Bahai kurumlarından oluşan bir yapıya ihtiyaç vardı. Hz. Şevki Efendi bu yeni oluşan kurumlara; öğretileri tanıtma, kaynak yayınlama ve toplum hayatını düzenleme gibi geniş bir yelpazedeki önemli faaliyetleri yerine getirmeleri için yol gösterdi. Bunları yaparken de her zaman Hz. Bahaullah’ın salık verdiği, meşveretle karar verme yönteminin nasıl uygulanacağını öğreniyordu.

Hz. Abdülbaha’nın vefatından 16 yıl sonra 1937 yılında, birkaç ülkedeki idari kapasite, Hz. Şevki Efendi’nin, İlahi Plan Levihleri’nde ortaya konan hedeflerin yerine getirilmesi adına Bahai öğretilerini daha da uzaklara yayma ve tüm dünyada toplumlar kurma planlarını hayata geçirmeye başlamak için yeteri kadar gelişmişti.

Bu hareketin başını çekip desteklemeleri için Emrin Velisi, daha sonrasında “Hz. Bahaullah’ın embriyonik Dünya Toplumunun Baş Hizmetkârları” tayin ettiği, her kıtadaki öne çıkan Bahailerden oluşan bir heyet olan “Tanrı Emrinin Ellerini” atamaya başladı. Öne çıkan inananlardan oluşan bu kurumun işlevi; Bahai öğretilerini tanıtma girişimlerine öncülük etmek, öğrenmeyi teşvik etmek, görevleri konusunda Mahfilleri eğitmek ve yardımcı olmak ahlaki liderlik ve teşvik sağlamaktı. 1951’de Hz. Şevki Efendi, Yüce Adalet Evi’nin ön belirtisi olarak tanımladığı Uluslararası Bahai Konseyi’nin üyelerini atadı. Ayrıca 1954’te Emrin Ellerini desteklemek üzere küresel bir Muavenet Heyeti üyeleri ağı oluşturuldu.

Bahai Toplumunun Büyümesi


Hz. Abdülbaha’nın İlahi Planı’nın hedeflerini gerçekleştirebilmek için - her ülkede Bahai Dinini tesis etmek için – Emrin Velisi, öncelikle o zamanlar nispeten küçük bir grup olan Bahaileri tüm gezegene yayılmaları için teşvik etti ve onlara yardımcı oldu. Birkaçı bu çağrıya hemen karşılık verdi. En önde gelen kişilerden biri dünyayı bir uçtan diğer uca en az dört kez dolaşmış ve sayısız kişiyle Bahai mesajını paylaşmış olan Amerikalı muhabir Martha Root’tu. Bahai mesajını paylaştığı kişilerden bir tanesi, öğretileri kabul eden ilk kraliyet üyesi Romanya Kraliçesi Marie idi. Hz. Şevki Efendi, Martha Root ve Emri yaymak için evlerini terk etmiş birçok başka cesur bireyle düzenli yazışmayı sürdürdü.

Bahailerin sayısı - ve hareket kapasiteleri - arttıkça, Hz. Şevki Efendi birkaç milli Bahai toplumuna Emri daha da uzaklara yaymaları için bir dizi özel plan vererek sistematik olarak Hz. Abdülbaha’nın İlahi Plan Levihleri’nde çizilmiş olan planını uygulamaya koyuldu. 1953’e gelindiğinde, Bahailer, Hz. Şevki Efendi’nin “iman yüklü, ruhu harekete geçiren, on yıl sürecek ve dünyayı kucaklayacak olan bir Ruhani Seferberlik” olarak tanımladığı şeye başlamaya muktedirdiler. Bu girişim sayesinde dünyanın her tarafındaki Bahailer olağanüstü sonuçlara ulaştılar. Hz. Abdülbaha vefat ettiğinde, az bir kısmı milli düzeyde basit organlara sahip olmasına rağmen 35’e yakın ülke hâlihazırda Bahai İnancı’na açılmıştı. Hz. Şevki Efendi 1957’de vefat ettiğinde Bahailer yeni 219 bağımsız ülke, sömürge ve büyük adaya yerleşmişlerdi. 1963 yılında, 4500’den fazla Mahalli Ruhani Mahfil’in yanısıra Milli Ruhani Mahfil olarak bilinen 56 seçilmiş milli idari kurum vardı ve 15,000’in üzerinde yerel bölgede Bahailer bulunmaktaydı.

Bahai Dünya Merkezi


Hz. Şevki Efendi keskin bir tasarım bilinciyle Kermil Dağı’na güzel bahçeler dikti.Hz. Şevki Efendi keskin bir tasarım bilinciyle Kermil Dağı’na güzel bahçeler dikti.Hz. Şevki Efendi, görev süresi boyunca sık sık üstesinden gelinemez maddi engeller olarak görünen zorlukları aşarak Kutsal Topraklar'da tüm dünyayı kucaklayan bir Dinin kalbinin ve sinir merkezinin inşaatına başladı.

Bu bağlamda sırtladığı birçok görev arasında bir tanesi özellikle ağırdı: Hz. Bahaullah’ın Makamı’nı ve bitişiğindeki binaları ve araziyi korumak. Mülkün bütünlüğünü güvenlik altına almak ve etrafını güzelleştirmek hayatının sonuna dek onu meşgul etmiş bir vazifeydi.

Hayfa’da, altın kubbesi sebebiyle “Kermil’in Sultanı” olarak bilinmeye başlanan Hz. Bab’ın Kermil Dağı’ndaki Makamı’nın üstyapısının inşaatını yönetti. Aynı zamanda iki Makamın etrafına görkemli bahçeler kurdu ve Hz. Abdülbaha’nın kardeşleri, annesi ve eşinin mezarlarının çevreleri dâhil Bahai tarihiyle ilişkili birçok başka yeri satın aldı, restore etti ve güzelleştirdi.

Kermil Dağı’na Bahai Dininin dünya yönetim sisteminin merkezî tesislerini kurmak için Hz. Şevki Efendi dağ yamacı üzerinde, etrafında Bahai İnancı’nın uluslararası kurumlarını barındıracak binaların bulunacağı bir “kavisi” ayrıntılarıyla planladı. Bunlardan ilki, Uluslararası Arşiv Binası, vefatından hemen önce tamamlandı.

Krizler ve Zaferler


Hayatının sonlarına doğru, Behci’deki bahçelerin gelişimini denetlerken çekilmiş Hz. Şevki Efendi’ye ait bir fotoğrafHayatının sonlarına doğru, Behci’deki bahçelerin gelişimini denetlerken çekilmiş Hz. Şevki Efendi’ye ait bir fotoğrafHz. Şevki Efendi, görev süresi boyunca birçok zorluk karşısında Bahai toplumuna rehberlik etti: Alman Bahailer Nazi yönetimi altında zulüm görüyordu, Türkiye’de bazı Bahailer tutuklanıp sorguya çekilmişti, Aşkabat’taki çok gelişmiş toplum 1920’ler ve 1930’larda Sovyet otoritelerince maruz bırakıldıkları aralıksız eziyetin ardından dağıtılmıştı, İran’da Emre daha ileri düzeyde muhalefet başlamıştı, Hz. Bahaullah’ın Bağdat’taki evi ele geçirilmişti ve geri alınamıyordu.

Sakin karakteri ve idrak yeteneğiyle Hz. Şevki Efendi, Bahailerin yüz yüze olduğu ve ilk bakışta kriz olarak görünen her olayda potansiyel zaferi gördü. Örneğin Mısır’da mahkemeler, yüzeysel bakıldığında olumsuz görünen fakat Bahai Dini’nin bağımsız doğasının kabulü olarak görüldüğü için Hz. Şevki Efendi tarafından övülen bir dizi karar aldılar. Bir yandan topluma, ulusal mahkemelerde ve uluslararası sahnede temel insan haklarını savunmaları için harekete geçme konusunda yardımcı olurken, diğer yandan da onlara zorlukları, Emrin işlerini ilerletmek için fırsatlar olarak görmeyi öğretti.

Hz. Şevki Efendi’nin Vefatı


Görevlerinin ve sorumlulukların muazzam yükünü üstlenmesine rağmen, Emrin Velisi, ayırabildiği tüm zamanı hem Doğu’dan hem de Batı’dan Kutsal Toprakları ziyarete gelen ziyaretçileri karşılamaya adadı. Onlarla biraraya geldi, onları teşvik etti, onlara tavsiyelerde bulundu ve dünya çapındaki toplumun ilerlemesine dair haberleri onlarla paylaştı.

1957 Kasım ayında, Bahai Dünya Merkezi’nin binaları ve bahçeleri için mobilya ve süs eşyası satın almak amacıyla Londra’yı ziyaret etmekteyken, 60 yaşındaki Hz. Şevki Efendi ansızın dünyaya gözlerini yumdu. Dünya Bahaileri derin bir keder halinde kalakaldılar. Ebedi istirahatgahı kuzey Londra’daki New Southgate Mezarlığı’ndadır. Bugün, mezarı dünyanın her yerinden ziyaretçiler için bir dua ve derin düşünme yeridir.