BAKÜ, Azerbaycan – Kadın kahraman, İran şahının hayranlık dolu bakışları karşısında onun evlilik teklifini dinler. “Dininden vazgeç, benimle evlen ve en sevdiğim kraliçem olarak bolluk içinde bir yaşam sür” - onun teklifi buydu. 450 kişilik bir izleyici kitlesi bu sahneyi nefesleri kesilerek izler.

Hz. Tahire, zarafet, hikmet ve cesaretle bu teklifi geri çevirir. Bunun yerine, dünyayı dönüşüme uğratmaya mukadder olduğuna inandığı bir Emir için hayatını adamayı tercih eder.
8 Temmuz’da Azerbaycan Devlet Akademik Milli Dram Tiyatrosunda sergilenen gösterim, nüfuzlu bir şair, âlim ve kadınların özgürlüğünün savunucusu olan Hz. Tahire’nin yaşamı ile ilgili yeni bir tiyatro oyunu olan Güneşin Kızı’nın açılış performansıydı.

Açılış gecesi oyuncuları olduğu kadar izleyicileri de son derece heyecanlandırdı.

Hem bir şair hem de Azerbaycan Yazarlar Birliği Güney Azerbaycan Edebiyat Departmanı Başkanı olan Sayman Aruz, oyundan sonra izleyicilere şöyle hitap etti: “Hz. Tahire sadece bir dinin değil, bütün insanlığın kahramanıdır. Bütün insanlığın ilahi ve ruhani değerleri uğruna yaşadı ve öldü. Doğu tarihinde bir benzeri yoktur. O, milyonların özgürlük sesidir.”

Söz konusu oyun, Hz. Tahire’nin yaşamının Azerbaycan toplumunda yenilenmiş bir ilgi ve önem kazanmakta olduğu bir zamanda ortaya çıkmıştır.

2016 yılında Hz. Tahire’nin hayatı ve eserleri ile ilgili bir kitap tercüme edildi ve yayınlandı ve kadınların özgürleşmesinin bir simgesi olan bu özgürlük savunucusunun hayatı konusunda Azerbaycan halkında büyük ilgi uyandırdı. Gazeteci Kamale Selim Muslimgizi, Hz. Tahire’yi öğrendikten sonra o kadar etkilendi ki kendisini Güneşin Kızı’nı yaratmaya adadı. Bayan Muslimgizi oyunda rol almak üzere Bakü’nün bir düzine üniversitesinden 30 öğrenci ile çalıştı.

Bayan Muslimgizi, “Hz. Tahire gerçek bir dava için yaşadı ve öldü. Bu proje benim hayatımı değiştirdi. Daha önceleri sadece fikirlerim ve hayallerim vardı, ama şimdi artık değişim yaratmak için ruhani gücüm var. Hz. Tahire genelin yararına çalışmam için bana cesaret verdi,” şeklinde konuştu.

Hz. Tahire, 19. yüzyılın başlarında İran’ın Kazvin şehrinde seçkin bir dindar ailede doğdu. O zamanlar kadınların kapasitesinin ötesinde sayılan ve kadınların araştırmasının uygun görülmediği konulara büyük ilgi gösterdi. Önüne çıkan engellere rağmen Hz. Tahire, kendi zamanında derinden hissedilen nüfuzu, bir buçuk asır geçmesine karşın azalmayan tanınmış bir şair ve âlim oldu.
Hz. Tahire 1844 yılında Hz. Bahaullah’ın habercisi olan Hz. Bab’ın öğretilerini kabul eden ilk kadındı ve birkaç yıllık süre zarfında saflarına binlerce inanan katarak bütün İran’a ve ötesine yayılan bir hareketin önde gelen figürlerinden birisi haline geldi.

“Tahire” unvanı kendisine 1848 yılındaki tarihi Bedeşt Konferansında görüştüğü Hz. Bahaullah tarafından verildi. Bu kelime “Pak olan” anlamına gelir.

Hz. Tahire’nin peçesini çıkarıp atması bu önemli konferansta gerçekleşti. Toplumsal çevrede kadınların çok az role sahip olduğu ataerkil bir toplum olan 19. yüzyıl İran’ında bu hareket düşünülemez kabul edilirdi. Tarihi değiştiren o anda, Hz. Tahire kadın ile erkek arasında eşitliğin başladığını ve Hz. Bab’ın öğretilerinin geçmişteki geleneklerden kopuşun bir işareti olduğunu ilan etti – Hz. Şevki Efendi’nin tanımıyla “kulakları sağır edercesine şiddetli ses.”

Dört yıl sonra, İran hükümeti Hz. Bab’ın takipçilerine yönelik acımasız zulümlere başlayınca, Hz. Tahire Tahran’da gözaltına alındı. İnancından vazgeçmeyi reddedince idam edildi; ölürken telaffuz ettiği sözleri bir sonraki yüzyıl boyunca yankılanmaya devam etti: “İstediğiniz zaman beni öldürebilirsiniz, ama kadınların özgürleşmesine asla engel olamazsınız.”

Güneşin Kızı, Hz. Tahire’nin birçok nesli etkisi altına almış bir özelliği olan emsalsiz cesaretini vurgulamaktadır. Hz. Tahire’yi oynayan Nigar Aliyeva şu açıklamayı yapmıştır: “Hz. Tahire oyunda

“Ben Zerrin Taç olarak doğdum, ama Tahire olarak yaşadım” demişti. Hz. Tahire rolünü oynarken ben de değiştiğimi hissettim. Artık daha önce olduğum kişi değilim. Şimdi hayatımın düsturu şudur: “Nigar olarak doğdum, ama Hz. Tahire olarak yaşayacağım.”

Oyunda Hz. Tahire’nin hayatından sahneler sergilenirken zaman zaman onun şiirlerinden ve yazılarından alıntılar paylaşılıyordu.

Gösterimden sonra izleyicilerden birisi şu yorumu yapmıştır: “Şimdi ne kadar cesur olmamız gerektiğini ve baskı ve zulme karşısında sesimizi nasıl yükseltmek zorunda olduğumuzu anlıyorum.”
Hz. Tahire, uzun bir süredir âlimler arasında ilgi çekmiştir. 19. yüzyılın Batılı Doğubilimcileri onun edebiyat ve cinsiyet eşitliği üzerindeki etkisi hakkında yazdılar. Son yıllarda, kendisiyle ilgili sayısız akademik makaleler ve kitapların yanı sıra üç ciltlik şiirlerinin İngilizceye çevirisi yapılmıştır. Sanatçılar onun insanlık üzerindeki önemli etkisini tasvir etme çabasına da girmiş bulunmaktadır; oyun ve roman yazarları, müzisyenler ve film yapımcıları onun yaşamından ve kişiliğinden ilham alan eserler yaratmışlardır. Hz. Tahire Farsça, Arapça ve Kazvin ve çevresinde yaygın konuşulan bir dil olan Azerice yazmıştır. Azeri dili aynı zamanda, Azerbaycan’ın ana dilidir.

Söz konusu oyun Bakü’de sergilenmeye devam edecek ve önümüzdeki aylarda ülkenin diğer şehirlerinde de sahnelenecektir.

Haberin orijinali: http://news.bahai.org/story/1276/