BAHAİ DÜNYA MERKEZİ— Ağustos 1868’de, Hz. Bahaullah ve Kendisine eşlik edenler Osmanlı İmparatorluğu’nun daimi sürgün fermanı altında hapishane şehri Akka’ya deniz yoluyla ulaştılar. Kendisinin sürgünü, Kutsal Toprakların Bahai dünyasının ruhani ve idari merkezi haline gelmesiyle sonuçlandı. Bahai Dünya Merkezi’nde hizmet eden kişiler o ilk günlerden beri, insanlığın birliğine dair anlayışlarını, yaşamları ve çalışmaları yoluyla birer örnek olarak sergilemeye çalışmışlardır.

Bahai Yeni Yılı olan ve her yıl yapılan Nevruz kutlamaları, Bahai Dünya Merkezi’nin geniş toplumdan çok çeşitli insanları dostluk içinde bir araya getirdiği bir etkinlik haline gelmiştir. Dünya Merkezi’ndeki bir kutlama törenine ilaveten aynı vakitlerde Akka ve Kudüs’te de bir dizi resepsiyon gerçekleştirilmektedir.

Bu yıl yerel yetkililer, Yahudi, İslam ve Hıristiyan inançlarından dini liderler ve sivil toplum temsilcileri 24 Mart’ta eski Akka kentinde, Hz. Abdülbaha’nın eskiden ikamet ettiği tarihi bir konutta bir Nevruz resepsiyonu için bir araya geldiler. 95 misafirin arasında Akka Belediye Başkanı Shimon Lankry, Knesset üyesi Zohrair Bahloul, şehrin Baş Hahamı, seçkin bir İslam Şeyhi, Yunan Ortodoks Papazı, bir Katolik Rahip ve şehirdeki diğer dini ve sivil toplum organizasyonlarının liderleri yer alıyordu.

Etkinlikteki katılımcılar Nevruz vesilesiyle karşılıklı iyi dileklerini sundular ve Hz. Bahaullah’ın çok iyi bilinen bir alıntısı üzerinde konuşma fırsatı buldular: “Bu bir karış dünya tek bir vatan, tek bir makamdır. İhtilâfı mucib iftihardan vazgeçiniz, ittifak sebeplerine yöneliniz.”

Kudüs’teki resepsiyon, yeni yılı şenlikli bir şekilde kutlamak üzere birçok misafiri bir araya getirdi. Bahai Uluslararası Toplumu’nun bir temsilcisi olan Sarah Vader, Nevruz’un Bahailer için anlamı ve bu kutsal günü kutlamak için bir araya gelmenin önemi hakkında konuşarak kutlamanın açılışını yaptı.

Bayan Vader daha sonra düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Bahailer için Nevruz, sadece takvimsel bir olay değildir. Bilakis, ruhun güçlerini yeniden canlandırmak ve kalp ile vicdan mevzularını yeniden incelemek için bir fırsattır. Bu, tabiat dünyasındaki yenilenmenin aslında ruhani yenilenmenin bir sembolü olduğu ve bireyin başkalarının maddi ve ruhani esenliğine nasıl katkıda bulunacağını araştırıp keşfetmesi için bir vesile olduğu fikri ile başlamaktadır.”

Daha sonra şunları dile getirdi: “Her sene gerçekleştirilen bu etkinlik, Bahailer için yeni yılı hükümet, geniş toplum ve toplum liderleriyle kutlamak ve çeşitli geçmiş ve çevreden insanların dostluk içerisinde bir araya gelip tek bir insan ailesi olarak ortak mirasımızı kutlayacağımız bir alan açmak için bir vesiledir.”

Bu yılki resepsiyon ayrıca, bu sene emekli olacak olan İsrail Yüce Mahkeme Yargıcı saygıdeğer Salim Joubran’ın kamu hizmetini ve bir arada var olup barış içinde yaşamaya yönelik katkılarını takdir etmek için bir fırsat idi. Akka ve Hayfa’daki kutsal Bahai mekanlarına yakın yerlerde büyümüş ve halen yaşamakta olan Yargıç Joubran, Mahkeme’de on dört yıl boyunca hizmet etmiş ve kariyeri boyunca bir arada var olup barış içinde yaşamayı ve adaleti destekleyip savunmuştur.

Bahai Uluslararası Toplumu’nun Genel Sekreteri Joshua Lincoln, etkinlikte Yargıç Joubran’ı takdim ederken şu yorumlarda bulundu: “Ruhani, kişisel ve toplumsal boyutlarıyla Bahai adalet kavramı öyle ulu bir makamda tutulmaktadır ki Bahai toplumunun en yüce idari kurumunun, Yüce Adalet Evi’nin, ismi ve unvanı ile ilişkilidir.”