New York - Bahai Uluslararası Toplumu (BIC) bu seneki Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonu boyunca kadının ilerlemesi diskuruna katkı sağlamıştır.

Komisyonun ardından BIC’nin BM Temsilcilerinden Saphira Rameshfar şunları söylemiştir: “Birleşmiş Milletlerdeki görüşmeler, dünya çapındaki milyonlarca kadının ekonomik, sosyal ve diğer alanlardaki durumlarının nasıl en iyi şekilde geliştirilebileceğiyle ilgili temel problemleri gündeme getirdi.”

Kadının Statüsü Komisyonu, BM üye devletler ve kadın haklarına ve kadının güçlendirilmesine odaklanan diğer uluslararası aktörlere yönelik tek ve en büyük forumdur. Her sene, dünya çapından binlerce katılımcıyı bir araya getirmektedir. Bu sene 13-24 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleşen Komisyonun teması, “Değişen İş Dünyasında Kadının Ekonomik Açıdan Güçlendirilmesi” idi.

Saphira Rameshfar ayrıca şunları dile getirmiştir: “Ekonomik açıdan güçlenme basitçe, var olan sosyal düzenin yani servet ve kaynakların muazzam dengesizliğini yaratan; arzu edildiğinde kendi çıkarları için doğal çevreyi sömürebileceği kaynaklar deposu olarak kullanan; ekonomik gelişmeyi ailelerin sağlığı, toplumların istikrarı ve çalışanların kendi psikolojik ve duygusal esenliği gibi hayati öneme sahip sorunlardan daha ön planda tutan bir sosyal düzenin içerisinde kadınların erkeklerle aynı konumlara sahip olmaları ile özdeşleştirilemez.”

Bunun yerine BIC, insanlığın birliği ve kadın erkek eşitliği prensiplerini yansıtan yeni sosyal yapıların, yeni düşünce ve davranış modellerinin oluşturulmasında kadınların bütünleyici ve kritik bir role sahip olmaları gerektiğini öne sürmüştür.

BIC “Refaha Doğru: Gelişen bir Dünya Medeniyeti Kurmada Kadınların ve Erkeklerin Rolü” başlıklı kendi bildirgesini Komisyonla paylaşarak; “Mercy’s Blessing” adındaki filmi göstererek; din ve feminizm konularını inceleyen bir etkinliğe ev sahipliği yaparak; cinsiyet eşitliğinde gençlerin rolünü inceleyen bir tartışma oturumunu yöneterek birçok oturuma katkıda bulunmuştur. BIC’nin bildirgesini sunmak için düzenlediği tartışma oturumunda, önde gelen çeşitli sivil toplum kuruluşlarından panelistler toplumun ekonomik yapısı, ailenin rolü ve cinsiyet eşitliği bağlamında gençlik dönemi hakkında kendi görüşlerini paylaşmışlardır.

Panelin bir üyesi olan BM Nüfus Fonu Çok Taraflı İlişkiler Kolu Baş Danışmanı Azza Karam konu ile ilgili şunları ifade etmiştir: “Din, kadının ekonomik açıdan güçlendirilmesi için kültürel normlara katkı sağlar. İnsanlar, bu alanın insan hakları ile ilgili küresel gündemin sadece küçük bir alanı olduğunu düşünürler. Aksine bu alan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi için hayatidir.”

Dünya çapından 700 genç insanın bir araya geldiği Komisyonun Gençlik Forumunda, BIC’nin birlikte çalıştığı Eric Farr, inanç topluluklarının cinsiyet eşitliğine katkıda bulunabileceği bir yolun sistematik bir öğrenme sürecini benimsemeleri olduğunu ileri sürmüştür.

“Cinsiyet eşitliği prensibini gerçekten temel alan bir toplumun nasıl bir toplum olduğunu aslında bilmiyoruz; çünkü böyle bir toplum hiç var olmadı,” diyen Eric Farr, kadın erkek eşitliğinin, tek bir insan ailesi olarak ona doğru hareket etmemiz gereken bir ideal olduğunu açıklayarak devam etmiştir. İnsanlığın çabaları, sürekli gelişen bir diyalog ve öğrenme sürecini gerekli kılacaktır. “İhtiyacımız olan şey, insanlığın büyük bilgi sistemlerinin yani din ve bilimin içgörülerinden istifade eden yeni bir bilgi bütünü geliştirmektir,” diyerek sözlerini tamamlamıştır.

Bu uluslararası diskurun Bahai toplumu için taşıdığı önem hakkında konuşan BIC’nin BM Ana Temsilcisi Bani Dugal şunları söyledi: “Bahai İnancı net bir şekilde şunu ifade etmektedir: Kadın erkek eşitliği sadece arzu edilen bir durum değildir, insanlığın ilerlemesi ve barışın kurulması için zorunlu olan ebedi bir ruhani gerçektir.”