Ruh ve şeklin iç içe geçerek birleştiği yer: Şili Mabedinin mimarisi üzerine yansımalar - 12 Ekim 2016

SANTİAGO - Toronto merkezli mimarlık ekibinin ve dünyanın her köşesinden katkı sağlayan yüzlerce insanın aşağı yukarı 14 yılda tamamladığı bu Bahai Mabedini incelerken mimar Siamak Hariri gözle görülür şekilde duygulanmış durumdadır.

“Her ayrıntısı ile yakından ilgilendiğiniz için nasıl olacağı konusunda bir anlayışınız olur,” der Bay Hariri, “ama Mabet, hayal gücümüzün tahmin edebileceğinin kat be kat ötesindedir.”

Mimar Hariri, binanın tamamlanmış halini ilk defa görmek için Santiago’ya dönmüştür ve oldukça ayrıntılı tasarım ve hazırlık yıllarına rağmen önceden öngörülemeyeceğini söylediği sonuçlardan gözle görülür şekilde memnun olmuştur.

“Mabede milyonlarca kez bilgisayarda baktık ama etkisi– ışığın camda hapsedilme ve camdan geçip sadece mermere dokunma şekli– bizim en büyük endişelerimizden biriydi. Bu, aslında gerçekte olacak mıydı? Bu bir teoriydi, denedik ve gerçekleşeceğini umduk. Ama şimdi görüyoruz ki bu, hayal edebileceğimizin de çok üstünde sonuçlandı.”

ArchDaily adındaki mimarlık web sitesine göre Mabet, “rasyonel düşünceye meydan okumakta ve yönünü duygular âlemine çevirmektedir.”

Mabet, aynı anda tarihi bir anıt yapının varlığına ve de bulunduğu çevrenin içinden organik biçimde ortaya çıkan doğal bir cisim görünümüne sahip, en son teknolojik gelişmeleri yansıtan bir mühendislik şaheseridir.
Azure tasarım dergisinin Kanadalı ünlü yazarı Noah Richler şöyle yazmıştır: “Mabet hem başka bir dünyadan gelmiş gibi görünüyor hem de dağın yamacının bir parçası ve ona aitmiş gibi duruyor.”

Şimdi, Mabedin açılış töreni için son hazırlıklar yapılırken, dualar, kutsal yazılardan alıntılar ve ibadetin ezgileri toplantı salonu boyunca yankılanırken ışıklarla dolu bu bina zamanla daha da yoğunlaşacak olan tarif edilemez bir ruha şimdiden sahiptir.

Bay Hariri, ekibinin bir binanın ruhu etkileyebilecek gücün farkında olduğunu ama böylesi bir duyguyu yaratma meydan okumasının büyük olduğunu söylemektedir.
Bay Hariri: “Maddesel bir yapısı olup ruhani bir etkisi olan tek bir odayı nasıl yaparsınız? Bu, zorlu bir görevdir.”

Başlangıç olarak, bu yapı için ihtiyaç olan ilhamın başka binalardan gelmeyeceğine karar verildi.

“Mimariye bakmayacaktık,” diye anlatıyor Bay Hariri, “yeni medeniyet ve yeni ifade, şu anda çevremizde olanlardan çok fazla yararlanamayacağımız anlamına gelmektedir.”
Daha ziyade ekip, Mabede gelen ziyaretçilerin gökyüzünü seyrediyormuş veya bir bitkinin yüzünü güneşe çevirmesi gibi ışığa dönüyormuş hissine kapılacaklarını umut ederek bir “duygu” arayışına koyuldular.

Bay Hariri şöyle söylemektedir: “Bence bunu denersiniz ama derin duygusal etkiyi öngöremezsiniz. Bu semavi parıltı, bu yumuşaklık, bu yukarı giden sarmalı hedeflerken çok düşünmüştük ama bunun çok daha ötesinde bir sonuç oldu.”

“Mesela, camın ışıldayan özelliğine karşı olarak beton yüzeyin bu hamlığına ulaşmayı umut ediyorduk. Ama bu, ışık ve maddenin tüm etkileri ve bu maddelere karşı hareket nedeniyle gerçekten bir sihirdir.”
Yenilik ve yaratıcılık

Şili Bahaileri Milli Ruhani Mahfili, son kıtasal Bahai Mabedi için mimarlardan tasarım teklifleri istediği zaman yıl 2002’ydi. Özellikle “dünyanın her yönünden dua ve tefekkür için gelen insanları sembolik olarak karşılayacak dokuz girişi olan dokuz kenarlı, kubbeli bir yapı” olması gerekiyordu.

Fakat Hariri Pontarini Architects adındaki firması yarışmaya katılan Bay Hariri, proje özetinin aynı zamanda yenilik ve yaratıcılığa yer bırakacak kadar açık olduğunu söylemektedir.

Tasarımın öğeleri için ilham, diğer şeylerin yanı sıra, bir yaprağın damarlarında, Japon sepetlerinin iç içe dokunmuş ipliklerinde ve yağlı boya tablolarındaki kaftanların yumuşaklığının tasvirinde bulundu.

Mühendislerden müzisyenlere uzanan disiplinler-arası bir ekip, yapıyı tasarlamak için mimarlarla çalıştı. Uzay mühendisliğinde ve nadiren mimarlıkta kullanılan üç-boyutlu modelleme yazılımı CATIA, tasarımın ayrıntılı planını oluşturmak için kullanıldı.

“On üç yıl önce bu, nefes kesici biçimde zordu,” diye anlatmaktadır Bay Hariri, “Kanada’da CATIA ile çalışan sadece bizlerdik.”

O zaman, Kanada’da The Globe and Mail adındaki bir gazetenin mimari eleştirmeni olan Lisa Rochon, “projenin yapısal amaçlarını”, “ulaşılması çok zor” olarak tanımlamıştı.

Gelgelelim gelişim sürecinin birçok aşamasında, özellikle de depremlere yatkın bir bölgede, başarılması imkânsız gözüken bir bina muhteşem bir şekilde gerçeğe dönüştürüldü. Tamamlanmış haliyle, yarı-saydam dökme camdan yapılma kanat biçimindeki dokuz adet birebir aynı panel, mabedin kubbesini oluşturmak için kıvrılmaktadır. Doğal gün ışığı camdan geçip içerdeki beyaz mermerin üzerine sel gibi yağarken geceleri ışık, yapının içinden hafifçe yayılmaktadır.

Camın, taşın dayanıklılığına sahipken ışık saçma özelliğini koruması için, sanatçılar, mühendisler ve mimarlardan oluşan bir ekip bu amaca yapısal ve görsel olarak uyan bir malzeme yaratmak zorundaydılar. Yaptığı gösterişli üfleme cam avizeler ile tanınan ünlü cam sanatçısı Jeff Goodman’ın yardımıyla cam dökümü için yeni bir yaklaşım, son haline ulaşmadan önce 200’den fazla farklı biçimde denendi.

Amerika’nın aylık Architectural Record bülteninde Deborah Soonian Glenn şöyle yazmıştır: “Yenilikçi dökme cam dış katman, dağın eteğinde konumlanmasından doğan kötü koşullara dayanabileceğinden emin olmak için her ayrıntısına alın terini katmış mimarlar, mühendisler, yapımında çalışanlar ve müteahhitler için bir zaferdir.”

Teknoloji ve tasarımdaki yenilikler, geleneksel Şili zanaatkârlığı ve malzemeleri ile birleştirildi. Tüm demirbaş eşyalar, oturma yerleri ve aydınlatma, ayrıntıya gösterilen aynı sevgi dolu dikkatle ele alındı.
Bay Hariri şöyle söylemektedir: “Mumlarla yakılmış, münzevi bir his yakalamaya çalışıyorduk ve bu, hayal ettiğimizden bile güzel oldu.”

Gelecek nesiller için tasarlamak
Tamamlanmasının ardından ilk defa Mabette bulunan, düşüncelere dalmış ve derinden etkilenmiş mimar Bay Hariri, gelecek yüzyıllarda onun barış ve huzur atmosferini arayarak ve onun umut ve birlik mesajında kendilerini topluma hizmete adayacak ilhamı bularak bu kubbenin altına girecek ziyaretçiler neslini düşünmektedir.

Bay Hariri, “Bu bizim için birkaç yıllık bir çalışmanın nihai noktasıdır ama Mabet, uzun bir zaman boyunca orada olacak,” diye ifade etmektedir.

Bay Hariri’nin sözleri şu şekildedir: “Kalbimin derinliklerinde bu binanın etkileyebileceği çocuklarımı, torunlarımı ve milyonlarca ruhun hepsini düşünüyorum. Hepsini mabedin içinde hayal edebiliyorum.”
“Bir bina ile ilgili böyle bir şeyi daha önce hiç deneyimlememiştim, hem de ilk gününde böylesi bir duyguyu hiç hissetmemiştim.”