Avrupa konferansları kapsayıcı toplumlara olan gereksinimi vurguluyor - 26 Haziran 2016


VİYANA - Avrupa'ya giriş yapan mültecilerdeki artış ile birlikte kapsayıcı toplumlar inşa etmeye daha fazla önem verilmektedir. Bu, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen iki etkinlikteki konulardan biriydi: 20-23 Haziran'da Viyana'da düzenlenen "Haklar, Saygı, Gerçeklik: Günümüz Dünyasında Değerler Avrupası" başlıklı Temel Haklar Forumu ve 20-24 Haziran'da Strazburg’da düzenlenen Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Avrupa Konseyi Konferansı. Her iki etkinlikte de Bahai Uluslararası Toplumu Brüksel Ofisi temsil edilmiştir.

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı tarafından Viyana'da düzenlenen toplantıya diğer 700 kişi ile birlikte Bahai Uluslararası Toplumu da katılmıştır. Forumda çeşitli ilgili kişiler ve sivil toplum aktörleri ile birlikte Devlet Bakanları, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu üyeleri de yer almıştır. Forum, hazır bulunanlar arasında dinamik ve açık bir sohbet imkânı sağlamış ve üç konu üzerine odaklanmıştır: kapsayıcılık (dâhil etme), mültecileri koruma ve dijital çağ.

Strazburg'da gerçekleşen konferansta, Avrupa Konseyi'ne üye olan kırk yedi ülkeden uluslararası sivil toplum kuruluşları, toplumsal uyum ve göç gibi konuların da yer aldığı bir dizi konuyu görüşmüştür.
Bahai Uluslararası Toplumu Brüksel Ofisi temsilcisi Rachel Bayani, her iki etkinlik hakkında yaptığı açıklamalarında şu sözleri dile getirmiştir: "Bu toplantılar ve ele aldıkları konular, burada yaşayan insanların ve yeni gelmiş olanların onurlu hayatlara sahip olabilmelerini ve topluma katkıda bulunabilmelerini sağlamak için, toplumun tüm kesimlerinde var olan samimi ilgiyi yansıtmaktadır.”

Viyana'da gerçekleştirilen toplantı, Avusturya Cumhurbaşkanı ve Temel Haklar Forumu Başkanı Heinz Fischer tarafından açılmıştır. Bay Fischer, "Süregelen mülteci krizi, Avrupa toplumlarında kapsayıcılık ve eşitlik diskurunu ön plana getirmiştir," demiştir. "Çeşitlilik, demokrasilerimizi zenginleştirir ve refahımıza olanak tanır... Yabancı düşmanlığının ve 'ötekilere’ yönelik endişelerin artıyor olduğu bir gerçektir. Fakat ayrımcılık ve eşitsizlikle mücadele etmek ve nefret suçlarını yargılamak için hiçbir zaman bu kadar farkındalığa ve sağlam kanunlarla yönetmeliklere sahip olmadığımız da bir gerçektir."

Avrupa Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Viyana Forumu'nda yaptığı açılış konuşmasında kapsayıcı bir toplum inşa etmenin önemini vurgulamıştır: "Bizler yalnızca, komşularımız haline gelen insanları kapsamayı; onları tanımayı; potansiyellerini ifade etmelerine, kendileri ve aileleri için bir gelecek inşa etmelerine, yaşadıkları toplumların ekonomisine ve toplumsal hayatına katkıda bulunmalarına yardımcı olmayı başarabilirsek başarılı olabiliriz."

Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı Başkanı Anna Rurka, Strazburg’da şuna dikkat çekmiştir: "Avrupa’daki krize, göç sebep olmamıştır; dünya genelinde bir kriz bulunmaktadır ve Avrupa’ya yapılan göç bunun semptomlarındandır."

Temel Haklar Forumu'ndaki bir çalıştayda Bahai Uluslararası Toplumu’nun katkısı, paylaştığımız insan kimliğini güçlendirmenin gerekliliğine odaklanmıştır: "Esas itibariyle günümüz Avrupa toplumu, dünya nüfusunun bir örneğidir. Herkesin kapsandığından ve dâhil olduğundan emin olmak için, ortak bir kimlik duygusunu beslememiz ve insan doğası hakkındaki bazı varsayımlarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir."

“Dünya halkları arasındaki farklılıkların belirgin, asırlar boyu sürer nitelikte, köklü ve anlaşmazlık yaratıcı olduğu varsayılmaktadır. Kapsayıcılığın teşvik edilmesine yönelik her türlü girişimin, bu varsayımı yeniden değerlendirmesi gerekir. Günümüz gerçekliğinin, tüm insanlığı kapsayacak şekilde genişlemiş bir kimlik anlayışına ihtiyacı vardır. Bu, yalnızca benzer özellikleri paylaştıklarımıza karşı değil, tüm insanlığa karşı daha güçlü bir sorumluluk ve sadakat duygusu geliştirmemiz gerektiği anlamını taşır. Bu, kurumların, toplumların ve bireylerin yalnızca kendi menfaatlerinden ziyade, insanlık ailesinin her bir üyesinin menfaati ile ilgilenmesi anlamına gelmektedir.”