Bahai toplumu ilk Dünya İnsani Zirvesi’ne katılıyor - 26 Mayıs 2016

İSTANBUL – Doğal afetlerdeki artış ve yaygın sivil kargaşa ile birlikte milletler topluluğu, insani krizlere daha etkin bir şekilde karşılık vermeyi garanti altına almak için daha sıkı çalışılması kritik ihtiyacını fark etmektedir.
Bu farkındalık, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından organize edilen ve 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul, Türkiye’de gerçekleştirilen ilk Dünya İnsani Zirve ile sonuçlandı. Zirve, devlet liderlerinin yanı sıra iş dünyasının liderlerini, yardım kuruluşlarını, sivil toplumu ve inanç temelli organizasyonları bir araya getirdi.

Zirve’deki açılış konuşmasında BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon şunları söyledi: “Kayıtlara göre 130 milyon insan, hayatta kalabilmek için yardıma muhtaçtır. İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri daha önce görülmediği kadar çok insan evlerini terk etmek zorunda kalmışlardır.”

Bahai Uluslararası Toplumu (BIC) tarafından bu etkinlik için yayımlanan “Birlikte Ayağa Kalkmak: Afetin Üstesinden Gelme Kapasitesini Kendi İçinden İnşa Etmek” (Rising Together: Building the Capacity to Recover from Within) başlıklı bir bildirge, geçtiğimiz birkaç on yılda Bahai toplumunun, toplum kurma ve doğal afetlere karşılık verme ile ilgili deneyimlerine dayanıyor. Doküman, sürmekte olan tabandaki Bahai çabalarına dikkat çekiyor ki bunlar bir toplumun dayanıklılığını büyük oranda artıran bir toplumsal dönüşüm sürecinde bireylerde, toplumlarda ve kurumlarda kapasite geliştirmeye odaklıdırlar.

Zirve hakkında yorumda bulunan, BIC’nin Birleşmiş Milletler temsilcisi Bani Dugal şöyle konuştu: “Tarihin şu önemli anında, afet yardımıyla meşgul olan kurumların ve örgütlerin, afetlerden doğrudan etkilenen toplumları etkin bir şekilde dâhil etmeyi, onlarla görüş alışverişinde bulunmayı, onlarla planlama yapmayı ve onlarla birlikte öğrenmeyi öğrenmeleri çok önemli görünmektedir.”

“Dünyanın dikkatinin bir sonraki meydan okumaya çekildikten sonra kalkınmanın devam ettiğinden emin olmak bir afetten etkilenen toplumların uzun vadeli refahları için çok önemlidir ve bu, afetten etkilenmiş olan halkların katılımlarına bağlıdır.”

BIC’nin etkinlikteki diğer bir temsilcisi olan Steve Karnik ise şunları söyledi: “Afet yardımı çalışmalarının birleştirici olabileceğini ve bir toplumun gücünü ortaya çıkartabileceğini öğreniyoruz. Bu işi sadece bir doğal afete verilen bir karşılık olarak görmek yerine, çok acı olsalar da, bu anları toplumların maddi ve ahlaki kaynaklarını önlerine dizip gelecek için daha güçlü ve daha dayanıklı hale gelme zamanı olarak anlayabiliriz.”

Bay Karnik sözlerine şöyle devam etti: “Kendi gelişimlerine sahip çıkıp bunun sorumluluğunu üstlenmek, afetlere karşılıklarında ve daha genel anlamda sosyal ve ekonomik kalkınmada Bahai toplumlarının temelbir öğesi haline gelmiştir. Deneyimimiz, doğal afetlere maruz kalan dünyanın her yerindeki Bahai toplumlarının çabalarından ortaya çıkmıştır. Ve şunu öğrendik ki bir toplumdaki kolektif yaşam modeli ne kadar güçlüyse dayanıklılığı da o kadar fazladır.”

Bay Ban’ın açılış konuşması, dünyadaki artan afetler dalgasının insanlığın önüne serdiği güçlükleri anlamlı bir şekilde ele almak için milletlerin bir araya gelmelerinin önemine dikkat çekti.

“Genç insanlardan oluşan bir nesil yolumuzu şaşırdığımızı düşünüyor,” diye belirtti. “Farklı bir geleceği şekillendirmek için buradayız. Bugün şunu beyan ediyoruz: Biz, paylaşılmış sorumluluğu olan tek bir insanlığız. Sadece insanların hayatta kalmalarına değil, fakat insanlara saygın bir yaşam sürdürmelerine bir şans vermeye hemen şimdi, burada karar verelim.”

Bu konuda ve hem kendisinin hem de kendisi ile aynı görüşte olan kuruluşların kendilerine düşen payı üstlenmeleri konusunda bir öğrenme sürecini ilerletmek için zirvenin sonuçları üzerinde yansıma yapmak üzere BIC önümüzdeki ay New York’taki ofisinde çeşitli toplumsal aktörleri bir araya getirecek.