Kanada Bahai mülteci deneyimi gündemdeki önemli bir meseleye ışık tutuyor


Ottawa, 6 Ekim 2015 – Kanada Bahai Toplumu, Kanada Göç Tarihi Derneği ve Carleton Üniversitesi’nin Kamu Tarihi Merkezi, Göç ve Yayılma Çalışmaları Girişimi ve Tarih Bölümleri ortaklığında 1981 ile 1989 yılları arasında

Kanada’da yürütülen İranlı Bahai mülteci programı hakkında bir günlük bir sempozyum düzenledi.
21 Eylül tarihinde üniversitede düzenlenen etkinliğe akademisyenler, kamu çalışanları, öğrenciler ve toplum üyeleri dahil yaklaşık 100 kişi katıldı.

“İranlı Bahai mülteci programı, 1970’lerin sonlarında başlayan Çin-Hintli mülteci hareketinden sonra Kanada’daki ilk önemli mülteci programıydı”, diye açıkladı Kanada Bahai Toplumu’nun araştırma çalışmaları başkanı Geoffrey Cameron. “Kanada, İran’daki şiddetli zulümlerden kaçan Bahai mültecilere kapılarını açan ilk ülkeydi.”

Sempozyum, 1979 yılında İran’da gerçekleşen devrimden sonraki on yılda düzenlenen ve bu süre zarfında zulümden kaçan yaklaşık 2,300 Bahai’nin Kanada’nın çeşitli yerlerindeki 200’den fazla topluma yerleştirildiği programa odaklandı. Söz konusu Bahailerin ülkeye yerleştirilmesi, 1980’lerde Bahai toplumunun milli idari kurumu olan Milli Ruhani Mahfil ile işbirliği içerisinde Kanada Hükümeti tarafından tasarlanan özel bir programın parçasıydı. Kanada’nın programı 6,000 mültecinin daha dünyanın çeşitli yerlerindeki 25 ülkeye yerleştirilmesi amacıyla kapıları açmada bir model olarak kullanıldı.

York Üniversitesi Felsefe Bölümü Onursal Profesörü ve mülteci çalışmalarında ileri gelen bir bilim adamı olan Profesör Howard Adelman, İran’daki Bahai toplumunun “evrenselliklerinde çağdaşlığın ruhunu yansıttıkları” için hedef alındığını ileri sürdü.

Kanada’ya yerleşen mültecilerden biri olan Mina Sanaee, travmatik dönemi anlattı. “İran’dan ayrılan her Bahai, günlük şiddet ve adaletsizlik eylemlerine sabırla katlandıktan sonra, son derece zor olan ayrılma kararını alma ile karşı karşıya geldi… Cesaretimiz kırılmıştı,” diye konuştu Bayan Sanaee.

Ancak mülteci programı, zulümden kaçanlar için umut kıvılcımı yarattı. Bayan Sanaee, Kanada’nın İranlı Bahai mültecilerin yerleşmesine olanak tanıyacağını öğrendiğinde hissettiği cesareti anlattı. O dönemlerde Kanada Bahaileri Milli Ruhani Mahfili’nin Sekreteri olan Douglas Martin Pakistan’daki Bahai mültecileri ziyaretinden döndükten sonra kendisine, “Cevherler misali ülkenin her yerine yayılacaksınız,” demişti.

1980’lerde Mülteci İşleri Operasyonları Genel Müdürü olan Gerry Van Kessel, Bahai programıyla ilgili çalışmalarının “kariyerinin en önemli bölümü” olduğu şeklinde yorumda bulundu. Bay Martin yardım talebinde bulunmak için hükümete başvurduğunda, İran’dan gelen Bahailerin yerleştirilmesini kolaylaştırmak için halihazırda bir yapı vardı. Ancak Van Kessel programın işlemesini sağlayan şeyin, Bahai temsilciler ile kamu çalışanları arasında geliştirilen “itimat ve güvenilirlik” olduğunu vurguladı. “İşbirliği işte böyle elde edilir… ve sizin bizde yarattığınız güvenilirlik bu işin yürümesini sağladı.”

Konferansın katılımcıları, mültecilerin ve sahada olan kamu çalışanlarının bakış açılarını da dinlediler. Program üzerinde çalışmış olan herkes, 1989 yılında kapanan Uluslararası Bahai Mülteci Ofisi’nin kapanana dek Genel Müdürlüğünü yapmış olan Mona Mojgani’yi hatırladı.

Ottawa, 6 Ekim 2015 – Kanada Bahai Toplumu, Kanada Göç Tarihi Derneği ve Carleton Üniversitesi’nin Kamu Tarihi Merkezi, Göç ve Yayılma Çalışmaları Girişimi ve Tarih Bölümleri ortaklığında 1981 ile 1989 yılları arasında Kanada’da yürütülen İranlı Bahai mülteci programı hakkında bir günlük bir sempozyum düzenledi.

21 Eylül tarihinde üniversitede düzenlenen etkinliğe akademisyenler, kamu çalışanları, öğrenciler ve toplum üyeleri dahil yaklaşık 100 kişi katıldı.

1980’lerde İslamabad’daki Göç Programı Müdürü olan Dennis Scown, “Mona işlerimizi kolaylaştırdı… Bahaileri organize etmede bizlere yardımcı oldu ve bizim nasıl çalıştığımızı anladı. Ona güveniyorduk,” dedi.

Bugünlerde Kanada Vatandaşlık ve Göç İdaresinin Genel Müdürü olan Mark Davidson, İslamabad’a ilk ataması yapıldığında Bahailerin yerleştirildiği ücra yerler karşısında hayretler içerisinde kaldığını anlattı. Sandspit, BC gibi çok uzaktaki 100’den fazla yerel toplum Bahailere sponsor oluyordu.

Konferanstaki panellerden birinde konuşan Afsoon Houshidari, ailesi İran’dan kaçtığında dört yaşındaydı ve Kanada’ya yerleşmek ve oraya gitmeye hazırlanmak için Karaçi’deki bekleyişine ve heyecanına dair kişisel öyküsünü ve anılarını paylaştı. Ailesinin vizelerinin panelde kendisiyle birlikte olan Dennis Scown tarafından çok yakın zamanda imzalandığını ise daha yeni öğrendi.

Dinleyicilerin 1980’lerde Kanada’ya gelen başka Bahai mültecilerin deneyimlerini ve mültecilerin gelişlerini karşılayan toplum üyelerinin bakış açılarını da dinleme fırsatları oldu. Paneldeki konuşmacılar her deneyimin kendine mahsus benzersiz olduğuna ve birçoğunun travma ve büyük zorluklar barındırdığına yönelik yorumda bulundu. Bahai mültecilerin zorlukları yenme gücü genellikle inançları vesilesiyle ve kendileriyle aynı dinden olanlarla ve başka Kanadalılarla geliştirdikleri kültürlerarası eşsiz ilişkiler sayesinde kuvvetleniyordu.
Bahai mülteci programını daha geniş bağlamlara – Kanada tarihinin ve kamu politikalarının tabiatının bir parçasını oluşturan bir vaka çalışması şeklinde – yerleştirme düşünceleriyle gün sona erdi.

Bay Cameron, etkinlik üzerinde düşünerek şöyle söyledi, “İnsanların ve özellikle iltica talebinde bulunanların büyük çaplı hareketlerinin her yerdeki politika belirleyiciler ve vatandaşlar için ciddi meydan okumalar sunduğu böyle bir zamanda, Kanada’daki İranlı Bahai mültecilerin deneyimi üzerindeki bu derin düşünmenin belli başlı bazı derslerin alınmasını sağladığını hissediyoruz ki bunlar çok mütevazi de olsa mevcut durumla ilişkili birçok içgörüler sunmaktadır.”

Bay Cameron, 1980’lerde Kanada’nın verdiği yanıttan alınan dersleri ve mültecileri yerleştirmede Kanada Bahai toplumu ile yaptıkları işbirliğini incelemek için sempozyumun bir fırsat olduğunu açıkladı. Fakat Bay Cameron politik yanıtın ötesinde, “yaratıcılıklarını, esnekliklerini ve doğru olanı yapma arzularını” işaret ederek kurumların ve bireylerin programı hayata geçirmedeki katkılarının altını çizdi.

Programın başarısında Bahai toplumunun rolü hakkında yorumda bulunan Bay Cameron şunları söyledi, “Hükümetin neyi yapıp neyi yapamayacağını anlamaya çalıştık ve sonra da bu parametreler çerçevesinde çalışmaya kendimizi adadık. Birçok hükümet yetkilisi Bahailerin uyumunun ve dünyaya bakış açılarının tüm programın sorunsuz yürümesini sağladığına dair yorumlarda bulundu.”

Sempozyum hakkında daha fazla bilgi için: www.symposium.bahai.ca