Sempozyum, laik toplum, din ve kamu yararı hakkındaki diyaloğu yeniden biçimlendiriyor.

VANCOUVER, 4 Nisan 2015

Önde gelen Kanadalı bilim adamları, kamu görevlileri ve sivil toplum aktörleri burada 22 ila 24 Mart arasında «bütün bir toplum» kurmanın manalarını ve laik kamusal alanda dinin yapıcı rolünü araştırmak üzere British Colombia Üniversitesindeki sempozyuma katılmak için bir araya geldiler.

Kanada’daki sivil toplum organizasyonlarının kesitini temsil eden ulusal bir heyet tarafından organize edilen, aralarında Kanada Bahai Toplumunun Halkla İlişkiler Ofisinin de bulunduğu, «Bütün Toplumumuz: Dinî ve Laik Ayrımını Birleştirmek» konferansı, yaklaşık 140 katılımcıyı ağırladı.

Konuşmacılar arasında: Kanada Dini Özgürlük Elçisi Andrew Bennett, Kanada Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu Delegesi Marie Wilson, Vancouver Island Üniversitesi Ön-Konfederasyon Antlaşma Merkezi Direktörü Doug White ve Kanada Bahai Toplumu Halkla İlişkiler Direktörü ve Kanada Dinlerarası Diyalog Başkanı Gerald Filson vardı.

Dr. Filson konferanstan elde edilen içgörüler hakkında aşağıdaki bakış açısını dile getirdi: “Birçok kişi dinsel düşünme kavramlarının ve prensiplerinin sağlayabileceği olumlu etkiye toplumda daha fazla yer vermenin öneminden bahsetti; sosyal uyumdaki kazanımları ve çoğulculuğun modern toplumlara getirdiği zenginliği garantilesek dahi, inanç özgürlüğü, laik toplumlarda gerekli bir koşuldur.”

Dr. Filson sözlerine şu şekilde devam etti, “Son tahlilde sevgi, yoldaşlık ve başkalarının her birimiz için önemli olduğunu yansıtan bir tutum, toplumu biçimlendiren diskurlara insan ailesinin tüm üyelerinin katılabileceği bir toplumun temellerini yaratacak şeydir.”

Bu seneki konferans, Kanada Montreal’daki McGill Üniversitesinde Mayıs 2013’te düzenlenen benzer bir etkinliğin devamıydı. Kanada Bahai Toplumu Baş Araştırmacı ve konferansın yönlendirme komitesi üyesi Geoffrey Cameron şöyle bir açıklamada bulundu: “Bu girişim yaklaşık 4 sene önce, Kanada’nın toplumsal diskurunda dinin olumlu etkisini daha net bir şekilde dile getirme ortak kaygısını taşıyan küçük bir grup insanın bir araya gelmesiyle başladı.”

“Bir konferans düzenledik ve birbirimizle ve diğer insanlarla çalışmaya devam ettik” diye devam etti Bay Cameron. Diyaloglarının, bir toplumun «dini, laikliği ve kamu yararını nasıl uzlaştıracağı» hakkında daha kapsayıcı anlayışlar üretmeyi amaçladığını belirtti. Konferans; kamusal alanda dinin gerçek rolü, laikliğin iyi tarafları ve sınırları, muhtelif insanlar arasındaki uzlaşma süreci, dini çoğulculuk bağlamında kamu yararını tanımlamanın yolları, dini özgürlüğün kapsamı ve sınırları, toplumda gençlerin rolü gibi kapsayıcı kavramların üzerine eğilen bölümler içerdi.

Çalışanların deneyimden elde ettikleri iç görüleri paylaştıkları çalıştaylar, bu sunumların arasına serpiştirilmişti. Açılış konuşmasında Kanada Kiliseler Konseyi Genel Sekreteri Sayın Karen Hamilton “Dinî mi laik mi, toplumsal mı özel mi, din mi akıl mı ikiliğinin ötesine geçmeli ve daha ziyade tüm toplumun iyiliği için birlikte çalışmaya odaklanmalıyız.” şeklinde konuştu. Tartışmalar, laik toplumlarda var olan ve dinin toplumsal yaşamdaki rolünün iki yönü arasındaki gerilimi araştırdı. Bu iki yön şunlardır: Bir yandan laikliğin birey için dini özgürlük temel haklarını içeren yönetime bir yol sağlıyor olması, diğer yandan çok ileri götürülürse toplumsal diskurdaki dini bakış açısını engelleyebilir olmasıdır.

Kanada’nın önde gelen din bilginlerinden biri olan Profesör Paul Bramadat şöyle bir uyarıda bulundu, “Toplumsal diskurda dini araçları ve kavramları hayatta tutmak ve onların anlamlarını laik ‹dönüşüm› uğruna kaybetmemek çok önemlidir.” Öte yandan, Kanada Müslüman Kadınlar Konseyi Direktörü Alia Hogben, kamu hayatında dinin rolünü değerlendirmek için toplumun kıstaslara ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu: “Din, kamu yararına katkı sağlıyor mu? Herkesin iyiliğine hizmet ediyor mu? Eğer öyleyse, toplumsal diskura kabul edilmelidir.” dedi Hogben. Regent College’de bir ilahiyatçı olan John Stackhouse, Kanada’daki dini çeşitliliğin, her dinin “farklı olan diğerleri ile yaşamanın temellerini kazmak” için kendi öğretilerini tekrar gözden geçirmeyi gerektirdiğini belirtti.

Dr. Stackhouse sosyal kurumlar ağında dinin yerinin önemini de vurguladı. “Bütün bir toplum oluşturmanın bir parçası,” diye devam etti Dr. Stackhouse, “dini gruplar ve sivil toplum gibi birey ve devlet arasında yer alan ‘ara kurumlara’ yatırım yapmaktır.” Dinlerin, tüketiciliğe engel teşkil etmelerinden dolayı laik dünyada baskılara maruz kaldığını açıkladı. Bu konferansın en ilgi çekici kısımlarından biri Kanada Dini Özgürlük Elçisi Dr. Andrew Bennett ile olan bir bölümdü. Bennett, ortak bir yaşamı tanımlamak için hayati olan dini özgürlüğü savunmak ile insan onurunu desteklemek arasındaki ilişkiyi tanımladı. “Toplumdaki kurumlar için, çeşitli dinler ile yakın ilişkiler kurma kabiliyetine sahip olmak çok önemlidir,” diye devam etti.

“Dini okuryazarlık, halkların toplumdaki eylemlerinden haberdar olunmasını sağlar ve birbirimizle açık sohbetler yoluyla bu okuryazarlığı geliştirebiliriz.” Konferans aynı zamanda yapıcı sosyal dönüşümde genç insanların oynadığı rolü inceledi. Gençlik ve sosyal değişim ruhu çalıştayı boyunca konuşan, Güçlü Sosyal Değişim Sivil Toplum Kuruluşu Yöneticisi Christine Boyle şunu belirtti: “Gençler tarafından yürütülen birçok sosyal hareket, benliksiz hizmet vasıtasıyla daha iyi bir dünya yaratmak için ruhani bir arzuyu yansıtıyor.” Başka bir konuşmacı olan Inspirit Kuruluşundan Eric Farr bu düşünceleri şu sözlerle destekledi: “Birçok genç, ruhani değişim vizyonunu arzuluyor - bu vizyon, daha birleşmiş ve adil bir toplum vizyonudur...

Hepimizde var olan, bütünün iyiliğine katkı sağlama kapasitesine ve arzusuna her birimizin güvenmesi gerekir.” Konferansın kapanış konuşması Doug White tarafından, «Bir olduğumuzu kabul etmek: Günümüzün meydan okuması olan uzlaşma» adlı bölümde yapıldı. Bu konuya değinen Snuneymuxw First Nation’ın eski bir Başkanı olan Bay White, bu konudaki diyaloğun, Kanada toplumunu halihazırda nitelendiren muhalif ilişkilerin birçoğunun ötesine taşınması gerektiğini söyledi. “Birbirimize karşı rakip olmak uzlaşmaya giden bir yol değildir” dedi. “Toplumda uzlaşmayı gerçekleştirmek için gerekli sosyal değişim hakkında aktif ve tam bir diskura ihtiyacımız var. Bu, ya büyük acılarla ya da toplumdaki değişik insanlar arasında anlayışı arayarak gerçekleştirilebilir.” “Uzlaşma, yeni bir zihniyeti ve kendimizi, birbirimizle ve çevremizdekilerle yeniden konumlandırmayı gerektirir. Bu ruhani, ahlaki ve etik bir meydan okumadır...”

Etkinlik hakkında görüşlerini paylaşan Cameron şöyle söyledi: “Konferanstaki sohbetlerin kalitesinden ve diğer katılımcılar tarafından paylaşılan fikirlere karşı gösterilen hakiki heyecandan çok memnunuz.” Ayrıca konferansın süregelen «kolektif bir araştırma sürecinin» bir parçası olduğunu açıkladı. “Kolektiftir, çünkü büyüyor ve daha fazla insanı dahil etmek için genişliyor. Ve bir araştırmadır, çünkü cevaplara sahip olduğumuz varsayımından ziyade, sorduğumuz sorular ile motive oluyoruz ve birleşiyoruz.”